Referandum sonuçlarıyla beraber Dersim kamuoyunun gündemine tekrar geldi. En çok hayır oyunun çıkması her kesim tarafından farklı değerlendirildi. Bizi ilgilendiren ise Tunç Eli zihniyetlerinin sonuçlarla ilgili sergiledikleri gurur tabloları oldu. İşlerine geldiği gibi yorumlayıp ahkam kesen Tunç Eli mantığı savunucuları ilginç tespitlerdede bulundular.
Hulki Cevizoğlu Yeniçağ gazetesindeki köşesinde Yaşasın Özgürlük yazısında şöyle diyor.
Hepimiz Dersimliyiz!..
Referandumda kıyı kentlerinin dışında yalnızca iki kent (Tunceli ve Eskişehir) iktidara “hayır” dedi. Atatürk’ün başkenti Ankara ise “evet” deme rekoruna imza attı!
Tunceli (yanlış bilinse de eski adıyla Dersim), Seyit Rıza isyanlarını sahiplenmedi ve “hayır” dedi. (Dersim, bölgenin adı idi.)
Büyük araştırmacı yazarlar olarak kamuoyuna lanse edilenler nedense Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olan Dersim sorununa hep uzaktan bakarak sınıfta kalmaya devam ediyorlar. Halbuki bütün ön yargılardan sıyrılıp birkaç günlerini gelip Dersim'de geçirseler çok şeyler değişecek.
Zaten başka ülkelerde olmayan şeyler hep Türkiye'de oluyor, ne gariptirki 38'de neler yaşandı diye tabuları yıkan ve insanların kafasına soru işaretleri bırakanda Başbakan Erdoğan oldu. Tüm Dersim hayır demiş olsaydı bile Öymen mantığındaki zihniyetin Dersim katliamına bakışı açısı değişmezdi, kaldıki bu kişiler meselesi değil sistem sorunudur.
CHP yaşananlardan birinci dereceden sorumludur ve haklı olarak Öymen gibiler Dersim katliamını savunmaktalar, kendi açılarında bakıldığında ilke olarakda yaptıkları doğrudur.
Yanlış olan Dersim'lilerin onlarca yıldır devam eden bu olaya bakış açısıdır. CHP nin suçu yok, İnönü başbakan bile değildi, Atatürk hastaydı, Fevzi Çakmak bizi kurtardı gibi söylemlerle yıllarımız geçti. Şimdide CHP'nin imdadına Kılıçdaroğlu yetişti, bir müddetde böyle teselli buluruz.
Başbakanın dediği gibi devletin arşivlerinde her şey duruyor, bizim beklentimiz eğer samimiyse arşivlerin açılması yoksa sırf seçim yatırımı diye söylenmesi insanların acılarıyla oynanması doğru değil. Zaten Başbakan Erdoğan Dersim katliamını gündeme getirerek bu konuda açılacak mahkemeler için önemli kanıtlar söyledi, bundan sonrası arşivlerin açılması ve halen hayattaki tanıkların aktarımları olacak.
Asıl konumuza dönersek, neden Dersim'de bu sonuçlar çıktı. Bunda aslan payı Kılıçdaroğlu'nun Dersim'li olması kadar bazı Sol partilerinde etkisi var. Öymen olayı ile Dersim'den silinen CHP sırf hemşehri duygusallığı ile tekrar hayat buldu. Yerel basında eski milletvekili Hasan Güyüldar'ın demeçlerini takip edersek CHP ile ilgili bazı ipuçlarına ulaşabiliriz diye düşünyoruz.
24.11.2009 tarihinde Tunceliemek gazetesinde çıkan yazısında CHP'den neden istifa ettiklerini şu kelimelerle özetliyordu.
Tarih utansın, evvela Alevileri oy deposu gören sosyal demokratım diyen ve bizi aldatanların zihinleri arkasındaki bağnazlık güç açığa çıkmıştır. Bu CHP’nin ayıbıdır, utancıdır. Oysa demokrat bir insan, sosyal demokrat bir parti felsefesinde ayrışma yoktur, insan sevgisi vardır, birleştiricidir kucaklayıcıdır.
Peki ne olduda Hasan Güyüldar ve istifa eden belediye başkanları altı ay geçmeden CHP'ye geri döndüler. Tunceliemek gazetesinde 19.05.2010 tarihinde şöyle yazıyordu.
Pazar günü Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP Genel Başkanı olarak görmekten son derece mutlu olduğunu da ifade eden Hasan Güyüldar, bir süre önce istifa ettiği partisine kendi grubuyla birlikte döneceğini de sözlerine ekledi.
Burda sorulması gereken ne olduda kendi grubuyla geri geleceğini deklare etti, gizli kapılar ardından Dersim katliamıyla ilgili bu gruptan özürmü dilendi. Çok iyi biliyoruzki CHP her zamanki CHP değişen bir şey yok, bu çocuk oyunuda değil küstüm gidiyorum, tekrar geldim deme lüksüne kimse sahip değil. İlçe belediye başkanlarının yaptıkları ise tam bir komedi, geri gelecektinizde neden gittiniz sırf hemşehrimiz CHP'ye başkan oldu açıklamasını kimseye anlatamazsınız. Hiçbir şey yapamıyorsanız CHP milletvekili Öymen gibi en azından ilkeli olun çünkü kendisi ve partisi Dersim'li genel başkanlarına rağmen hala söylediklerinin arkasında.
Sn.Kılıçdaroğlu için önümüzdeki sekiz ay çok önemli, CHP'yi daha demokratik bir hale getirir geçmişin özeleştirisini verir ve halkın taleplerine görürse umutlar artabilir. Genel seçimlere 8 ay gibi bir zaman var. Bu zaman diliminde parti tüzüğünü değiştiremeyeceğinden, kendi kadrolarınıda partiye hakim kılamayacağından CHP'de Önder Sav'ın ve geleneksel yapının hakimiyeti devam edecektir. Seçimlerde eğer parti başarısız olursada büyük ihtimalle suçlu Kılıçdaroğlu görülecek ve genel başkanlıktan ayrılacak. CHP'nin değişmesini tabiki isteriz bu Türkiye'ninde yararına olur ancak parti tüzüğünün değişmesi ve geçmişle hesaplaşması imkansız olduğundan fazla hayale kapılmamak lazım.
Dersim meselesine nerden bakarsanız bakın kafanız allak bulak olur, bizim toplum bilimcilere çok ihtiyacımız var. Bu kadar acıya kanıta ve devletin itiraflarına rağmen CHP'yi hala umut olarak görenlerle ilgili bilimin mutlaka izah edeceği birşeyler olmalı.
İlerici çağdaş insanların şehri Tunç Eli lafını büyük gururla söyleyen zihniyet için Dersim hala çıban başıdır, çok başlı bir durum sözkonusudur, nasıl görmek istiyorlarsa öyle görüyorlar.
4-6 Ekim günlerinde Tunceli Üniversitesi Uluslararası Dersim sempozyumu düzenleyecek. Toplantılarda Dersim katliamına yönelik önemli sonuçların çıkacağını tahmin ediyoruz, katliam ilk defa Dersim'de bu kapsamda sorgulanacağı için, Dersim'in sorunlarıyla gerçekten ilgilenenlerin önemli sonuçlar çıkaracağını tahmin ediyoruz.
