Çalışmalarımızdan Bir Kesit

Dersim coğrafyasındaki barajlar ve siyanürle altın ayrıştırma projeleri bittiğinde bizim haberimiz yoktu denmemesi için kamuoyunu S.O.S.Munzur olarak azda olsa bilgilendirdiğimizi düşünüyoruz.

Bunun için çalışma yaptığımız zor yıllardaki yalnızlığımıza rağmen hedefimize ulaşmak bayağı uzun sürdü. Biz öyle dünyaları kurtarmakda istemiyorduk sadece ve sadece  Dersim'deki doğa katliamına  dikkat çekmek istiyorduk, malesef derdimizi başta Dersim'liler olmak üzere çok büyük bir kesim anlamadı. Bu projelere  az çok  destek verilseydi şimdi dahada farklı Dersim işleriyle uğraşıyor olurduk. Geldiğimiz aşamada bir günün bile çok önemli olduğunun artık herkesin bilmesi gerekiyor. Uzunçayır barajının ortaya çıkardığı sonuçlar artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağını gösterdi. Onbir yıl içinde karınca misali yaptıklarımızın bir kısmını şöyle sıralayabiliriz.

2005 yılında Viyana'daki bir gurup Dersimliyle beraber çevreyle ilgili sorunlara karşı duyarlılık sağlamak ve Dersim Müzesi fikri üzerine Milli Park Munzurda Neler Oluyor diye sempozyum düzenledik.                                                                        

2006 yılının Mayıs ayında Viyana üniversitesi Eczacılık Fakültesinden Prof.Johannes Saukel'le bölgede gözlem gezisi yapıldı.



Viyana üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencisi Kader Karlıdağ'ın diploma çalışması için Fırat Üniverstesi botanik bölüm başkanı Prof.Şemsettin Civelek'in asistanı Murat Kürşat hocayla birlikte diploma çalışması için Munzur dağlarında araştırma yapıldı.



2006 yılında Dersim'deki  çevre katliamının yok edeceği güzelliklere  karşı daha duyarlı olunması amacıyla binlerce bitki afişi, yaban hayatı afişi ve altı dilde yirmibin tane broşür basılıp, Dersim dernekleriyle işbirliği yapılarak dağıtıldı.


 

2006 yılının Şubat ayında Viyanada bulunan Dersim Doğa Ve Kültür Derneği ve onuncu bölgedeki Halk Eğitim Merkeziyle birlikte çini işleme kursu yaptık. Bunda amacımız Dersim'de bulunan doğal ve kültürel zenginlikleri, çini sanatıyla tabaklara aktarma ve uzun vadede Dersim'de küçük bir atolye kurarak üretime geçmekti. Bu vesileyle hem bu sanatı öğrenecektik hemde her yıl izine memlekete gelenlerin, Dersimden bir hatıra olarak evlerinin, işyerlerinin bir köşesini bu tabaklarla süsleyerek, Dersimi unutmamalarını sağlayacaktık. Bu nedenle Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinden Yrd.Doç.Dr.Latife Aktan'ı Viyanaya davet ettik. Çok verimli geçen kurslardan sonra bu işin o kadarda zor olmadığını gördük, artık Dersim'de küçük bir atolye kurup en az on bayanı üretime teşvik etmek istiyorduk, fakat ne yazıkki yapamadık çünkü işin Dersim kısmı malesef hazır değildi.

2007 yılında yapımı uzun yıllar süren Çocuklar İçin Dersim Atlası çalışmasını önce Avrupa'da daha sonra ise Türkiye'de, yaklaşık yirmibin tane basılıp, hiç bir karşılık beklemeden bedava dağıtıldı. İki baskısı yapılan ve çok kısa sürede tükenen Dersim Atlasları için uzun yıllar içinde yoğun talepler geldi, bu nedenle bizde bu çalışmanın üçüncü versiyonunu aradan geçen yıllar içinde geliştirdik, bir aksilik olmazsa yeni haliyle Mini Dersim Ansiklopedisini 2012 yılı sonuna kadar çıkarmayı düşünüyoruz.


                                                                                                                                                                                                                                                      2008 yılında Dersimle ilgili sorunlarımızı tartışmak üzere sempozyum düzenledik.                                                                   

Uzun yıllar içinde doğayla ilgili çalışmalarımızın yanında kültürel çalışmalarada önem verdik, çünkü Dersim Atlası için yerinde gözlem ve doğru bilgilere ulaşmak için çok sabırla çalıştık. 2009 yılında Dersim'de çok az bilinen arkeolojik yerleşim yerlerinden Rabat'la ilgili gözlemler yaptığımızda, binlerce yıllık koskoca bir şehrin malesef kayıtlara girmediğini her yıl yayınlanan il çevre raporlarında olmadığını gördük ve kamuoyunu bilgilendirdik. Aslında işin püf noktasıda burda yatıyor, biz bazı şeylerin bilindiğini zannedip dikkate almıyoruz ve eksik olan, doğa kültür envanterine geçmeyen bu bilgiler ne yazıkki Dersimin eksi değeri olarak kayıtlara geçiyor. Her yeri define avcıları tarafından talan edilen kültürel değerlerimizi malesef bir türlü bilince çıkaramıyoruz. 

Dersim arkeolojisiyle ilgili bir diğer önemli çalışmamız  2010 yılında tesadüf eseri ortaya çıktı. Mazgirt'e bağlı Kaştün köyünde bir evin merdiven basamaklarında gördüğümüz üç kişinin figürünü kamuoyuna deklare ettik, daha sonraları Kaştün köyüne giden arkeolog Serkan Erdoğan bu figürlerin Diyarbakır Çayönü'nde bulunan M.Ö 7-8 binli yıllara kadar uzanan kalıntılara benzediğinin tespiti bizler açısından çok sevindirici oldu. Şimdi ise umudumuz, yetkililerin Kaştün köyünde araştırma yapmalarını beklemek.

Kültürle ilgili çalışmalarımız esnasında Sümer tabletlerinde Munzur adının geçtiğini görmemiz bizleri çok heyacanlandırdı. Dersim'de belirli olgularla ilgili sağlıklı açıklama yapılmadığında hemen bilinmeyen bir yere yama yapıldığı malesef çok oluyor. Bu yüzden Munzurla ilgili Sümer tabletleri çok ilgimizi çekti,  Sümerolog Prof.Gebhard Selz'le Munzur kelimesinin köküne yönelik çalışmamızda önemli bilgilere ulaştığımızı sanıyoruz.

Bu üç örnekte olduğu gibi farkındalık yaratmak için mutlaka ne kadar Dersim bilgisi varsa kamuoyuna taşıyıp sorgulamalıyız. Biz çok kısıtlı imkanlarla binlerce yıllık değerleri tekrar bilince taşıyorsak, o büyük araştırmacılar neler yapmazki diye sormak istiyoruz.

Tunceli Üniversitesiyle beraber hepimiz açısından yeni bir dönem başladı. Bu yüzden kamuoyu önünde Tunceli Üniversitesi Rektörü Sn.Durmuş Boztuğ'a iki defa çevre sorunlarımızdan dolayı mektup yazdık. Bilim insanlarından bilimsel çalışma yapmalarını beklemek konusunda dertlerimizi kendilerine aktardık. Tunceli Üniversitesi Rektörü Sn.Durmuş Boztuğ duyarlılık göstererek sorunlara yönelik çalışmalar içinde olduklarını belirterek bu amaçla yaptığımız çalışmalara ilgi gösterip Viyana'ya gelip Eczacılık Fakültesinden Prof.Saukel ve Doğa, Tarih Müzesinden Dr.Vitek'le beraber uzun vadede birlikte çalışma konusunda görüşmeler yaptılar. Bu kapsamda Dr.Vitek 2011 yılının Mayıs ayında Dersime geldi ve Kasım ayında Tunceli Üniversitesinden Yrd.Doç.Dr.Ebru Yüce'de Viyana'ya gelerek çalışmaların devamlılığını sağladılar.

2011 yılında Bezuvar Edebiyat dergisi ve Munzur Doğa Aktivistleriyle beraber festival döneminde kamuoyunu çevre sorunlarıyla ilgili bilgilendirmek ve duyarlılık sağlamak için binlerce broşür ile afişler basıldı.

Yine 2011 yılında Bezuvar Edebiyat dergisi ve Munzur Doğa Aktivistleriyle beraber doğaya karşı duyarlılık sağlamak için ilk defa ödüllü yarışma düzenledik. Endemik Fritillaria Alburyana Rix bitkisinin fotoğrafını çeken Veysel Aksoy yarışmanın birincisi oldu.

2011 yılının Aralık ayında Bezuvar Edebiyat dergisi ve Munzur Doğa Aktivistleriyle beraber yaptığımız bir diğer çalışmada Gağan üzerine oldu. Son yıllarda Gağan'daki bir çok ritualin unutulduğuna, özünden kopulduğuna tanık olmamızdan dolayı bu çalışmayı yaptık ve Dersim'de kiraladığımız sokak panolarında Dersimlilerin dikkatine sunduk.

On bir yıl içinde başta yukarı Avusturya,nın başkenti Linz,deki botanik bahçesi olmak üzere, çok sayıda saygın kurumda, Dersim coğrafyası üzerine yapılan etkinliklerle kamuoyu bilgilendirildi.

 

Uzun yıllar içinde o kadar çok çalışma yapıldıkı, bizler bile bazen unutuyoruz, yaptıklarımıza dair daha çok şeyler yazabilirdik, biz sadece ufak bir hatırlatma yapalım dedik. Dersim keşfedilmemiş bir kıta gibi yeterki sorumlu davranıp, çözüme yönelik çalışmalarda bulunalım. Ömür denilen şey gelip geçiyor ve bir gün gelecek hepimiz yaptıklarımızla bir kenara not düşeceğiz. S.O.S.Munzur olarak şunu gördük, gerçekten Dersim diye bir derdiniz varsa, tehlike altındaki doğamız ve kültürümüz için elinizi taşın altına koyacaksanız, emin olunki çok şeyi değiştirebilirsiniz, YETERKİ İSTEYİN.

http://www.sosmunzur.com/sosmunzur/news/sosmunzur.html

Şubat 2012