DERSİM ÇIPLAK!

Dersim çok büyük bir uçurumun başında, karar vericiler dönüşü olmayan yola Dersim'i sokmak istiyorlar. 38 den bu yana neler yaşadığımızı bilmeyen yok. Katliamlar ve darbelerle en çok Dersim'liler karşı karşıya geldiler. Kırdılar, yaktılar, yıktılar bir türlü tatmin olmadılar. Daha derdimizi anlatamadan, acılarımızı sarmadan vurdukça vurdular. Türkiye'ye ve Dünyanın bütün coğrafyalarına dağılmış yüzbinlerce Dersimli var. Paris'de, Berlin'de, Amsterdam'da, Zürich'de, Toronto'da, Sidney'de, Viyana'da. Nerede olurlarsa olsunlar Dersimlilerin yüzü Dersim sevgisinden dolayı hep vatanlarına dönük olduğundan Dersim'in büyük yalnızlığı için yıllardır sürekli birşeyler yapmaya çalıştılar.

Dersim çıplak, bizler uzun yılları çok anlamsız didişmeler ve çözüm diye sunulan çözümsüzlük içinde hovardaca harcadık. 2011 yılı çok önemli ya kötü gidişi engelliyebilmek için doğru yolda gider birazda olsa uğursuz gidişe dur deriz, yada çözüm diye sunulan çözümsüzlüğün içinde yıllardır olduğu gibi devam ederek sona geliriz.

Barajlar ve siyanürle altın ayrıştırma projelerine karşı yapabileceğimiz en önemli iş daha fazla Dersim bilgisi olmalı. Dersimliler ne kadar doğası ve kültürüyle ilgili bilgi sahibi olurlarsa o kadar Dersim'e sahip çıkarlar. Uzunçayır barajıyla Dersimliler gerçekle yüzleştiler, yüzleşme Dersimlilere çok ağır geldi, kabullenemediler ve 10 Ekim 2009'da çok büyük eylemle barajları protesto ettiler.

Dersimliler son yıllar içinde barajlarla ilgili sürekli eylemler yaptılar, Dersim doğasıyla ilgili halka ve kamuoyuna bilgi sunanlar ne yazıkki doğru dürüst bilgiler veremediler, halk genellikle günü kurtarmak için açıklananlar etrafında yönlendirildi. Dersim doğasını bilmeyenler kendi doğruları etrafında yeni olgular oluşturarak kamuoyunu yanlış yönlendirdiler.

Alabalığın bile endemik olmadığını bir türlü anlayamadılar. Sürekli dünyada sadece Dersim`de yaşayan nesli tükenmek üzere olduğu bilgisini yaydılar, yanlışlardan doğru çıkarmaya çalıştılar. Yıllar önce Munzur için Türkiye'nin ilk milli parkı yalanı ortaya atıldı, yıllarca bu yalan ortalıkta dolaştı, halbuki gerçekler internet başında bir tuşa basmak kadar uzaktı.

Munzur'un değerini ilk milli park olup olmaması kesinlikle belirlemiyor, bilimsel kriterlere göre ilk olmasından çok içerdiği biyolojik zenginlik dikkate alınıyor, biyolojik zenginlik açısından Dersim bölgesi sadece Türkiye için değil Dünyanın en önemli rezervlerine sahip, malesef başlangıçta atılan bir yalan her şeyin önüne geçti. Örnekler o kadar çokki, yanlış bilgilendirmeler zaman içinde doğru diye algılanmaya ve yayılmaya başlandı.

Uzunçayır barajına kadar halkımız çevre sorunlarıyla yüzleşmediği için, bilgisizliğimiz çok değerliydi artık son nefesler verilirken bilgi ve belge çok önemli. Dersim yerine başka bir yeri anlatanların ortaya koydukları argümanlar üç beş kelime etrafında dönüp dolaştı artık doğamızı tanımak ve aktarmak zorundayız başka alternatifimizde yok.

Çevre sorunlarımız mahkemelerde halledileceğine göre, mahkemeler için delil toplamalıyız. Ne yazıkki devletin araştırma yapması gereken alanları bizim yapmamız ve mahkemelere delilleri sunmamız gerekiyor, bir ihtimalin dışında o da Tunceli Üniversitesi bu olaya el koyarsa.

Tunceli Üniversitesi kurum olarak bilimsel çalışmaları başlatırsa Dersimlilere düşen sonuçları beklemek olur. Tunceli Üniversitesinde çevreyle ilgili çalışma yapacak personel var. SOS-Munzur olarak Tunceli Üniversitesi Rektörü Sn.Boztuğ'a ikinci defa kamuoyu önünde mektup yazıp derdimizi anlatcağız, yapıp yapmamaları kendilerine kalmış. Bizler Tunceli Üniversitesi Rektörü Sn.Boztuğ'un çalışmalar başlatacağını umuyoruz, eğer Tunceli Üniversitesinden bilimsel çalışmalarla ilgili isteğimize yanıt gelmezse bu işi kendimiz yapmalıyız.

Çevre sorunlarına karşı umutlanmak ve başarı elde etmemiz için bu yıl bir deneme yapmak istiyoruz, bunun için yardıma ihtiyacımız var. Yardımda sadece ve sadece Dersim doğasında bizlerle beraber bitkileri, yaban hayatını ve kültürel envanteri kayıt altına almak için doğa severlerin ter akıtmaları olacaktır. Özellikle Mayıs ayında bir kaç gün içinde Dersim'de kayıtlara girmemiş çok sayıda biyolojik ve kültürel zenginliği belgeleyip başta Tunceli Üniversitesi olmak üzere , Valiliğe, Çevre ve Orman bakanlığına, Kültür ve Turizm Bakanlığına, bilim kurullarına, çevre örgütlerine ve Dersim davasını yürüten avukatlara sunup sonuçları görmek istiyoruz.

İl ve ilçe belediyeleri başta olmak üzere, sivil toplum örgütleri ve özellikle Dersim doğası ve kültürü için gerçekten çırpınan kişilere sesleniyoruz. SOS-Munzur olarak doğa ve kültür eksenli çalışmalarımızda yıllar içinde çok önemli tecrübeler edindik ve şunuda rahatlıkla söyleyebilirizki, bu yıl bu çalışmayı yaparsak başta bitki envanteri olmak üzere en az yüzde yirmibeş yeni kayıtları ortaya çıkarabiliriz. Bu oran çok büyük bir değer, deyim yerindeyse çiçek devrimi yeterki bizimle beraber olun tüm dünyaya Dersim'in zenginliğini anlatıp mahkemelere sunulacak belgeleri çoğaltalım.

Önerimizi başlıklar altında şöyle sıralayabiliriz.

Doğa ve Kültür envanterlerinin belgelenip yetkili kurumlara sunulması.

1- Bilim insanlarının denetiminde bitkilerin doğal ortamlarda resimleri çekilecek, toplanıp kurutulacak ve Türkiye florasına kayıt olmaları için yetkili kurumlara teslim edilecek. Burdaki amaç Dersim florasında kayıtlara geçen türlerin çok az olduğunu, gerçeğin ise bu rakamın çok üzerindeki düşüncemizi ispatlamak.

2- Kurutulan bitkiler içinde çok özel 200 tanesi camekanlar içinde özellikleriye beraber sunuma hazır hale getirilecek. Dersim'de halka açık alanda sergilenecek bu bitkiler duyarlılığı dahada artıracaktır. Burda bir parentez açarak Belediye Başkanlarımızada bu vesileyle kendi bölgelerinde yetişen bitki türlerini sergileyip doğa bilincinin gelişmesine destek vererek Etnobotanik müzesine sahip olacaklarını belirtmek istiyoruz. Belediye olarak okulların, halkımızın ve bölgeye gelecek yabancılara zenginliklerimizi görsel olarak sunmak istemezmisiniz diye dikkatlerine sunuyoruz.

Bitkileri toplama dönemi kardelenlerin çıkma dönemiyle başlayıp sonbahar çiçeklerine kadar aralıklarla sürecek. Bu uzun dönem içinde iki zaman diliminde halkımız toplu olarak bitkileri birer gün içinde toplamaları çok önemli. Bu günler rakımı az olan yerlerdeki bitkilerin en çok çıktığı mayıs ayında ve yükseklerdeki bitkilerin çıktığı haziran veya temmuz ayında sadece bir gün kayıt için çalışmaları yeterli olacaktır.

Eğer Dersimliler ilgi gösterirlerse Mayıs ayındaki bu çalışma için Guinnes rekorlarına , aynı anda çok fazla insanla bitki toplama rekoru adı altında başvurabilirler. Bu olmazsa bile noter ve bilim insanları denetiminde yapılacak bu çalışma kamuoyu yaratma açısından dikkatleri doğamıza çekebilir. Belge ve bilgi toplamanın dışındada yaratıcı fikirlerleride kamuoyunun dikkatine sunmalıyız.

3- Sulardaki türlerin kayıt altına alınması.

Nehirlerimizde ve derelerde çok sayıda canlı yaşamakta. Sadece balıklar değil, kurbağalar, kaplumbağalar, yengeçler gibi çok farklı türlerde bu çalışmayla kayıt altına alınacaktır.

Sulardaki türlerle beraber yaban hayatı için o kadar veri varkı yeterki çalışalım, bu vesileyle yeni kayıtlar çıkacaktır.

4- Kültür envanteriyle ilgili ne diyelim? Bunun çok acısını çektik, define avcıları tarafından her yer delik deşik edilmiş, tarihimiz talan edilmişken bakanlık ve yetkili kurumlar bir türlü zenginlikleri görmemiş. Bu sayfalarda açıkladığımız Rabat bile başlı başına bir örnek, Raba'ta birde Atlantı'daki höyüğü eklersek anlamak isteyenler ne demek istediğimizi çok net anlarlar. İlk defa kamuoyuna sunduğumuz Atlantı höyüğü için tek bir açıklama gelmedi, bir yetkili biz gittik araştırdık orda höyük yok desin yeter. Dersim'de buna benzer çok sayıda Arkeolojık ve kültürel değerler var, kültürle ilgili çalışmalarda bunları kayıt altına alarak kamuoyunun bilincine taşıyacağız.

Yapmak istediklerimiz kısaca böyle. Dünyanın neresinde hangi bilim insanına giderseniz gidin Dersim florası ve faunası tanıttığınızda kimse inanamıyor, çok az araştırılmasına rağmen çoğu devletlerden daha fazla zenginliğe sahip. Bu çalışmanın yapılması bile kayıtlara girmemiş çok sayıda yeni türleri ortaya çıkaracaktır. Çok değil bir örnekle ne demek istediğimizi daha net anlatalım.

Dr.Wolfgang Langer ile Dr.Herbert Sauerbier adındaki eczacılar Alp dağlarındaki endemik bitkileri belgeledikleri kitapta, saxifraga florulenta bitkisinin resmini çekmek için çok uğraş veriyorlar. Sonunda bitkinin resmini çekmeyi başarıyorlar ve o anın karesine Dr.Herbert Sauerbier kendisinide ekliyor, eklediği not şöyle, bu bitkinin çıkması 30 yıl kadar sürüyor ve sadece bir kere çiçek açtıktan sonra kısa süre sonra ölüyor. Alp dağlarına özgü bu bitkiyi çekmenin zorluğundan bu an iki bilim insanı için çok özel an oluyor.Gelelim Dersim'e, Ovacık'da çekilmiş lale resmi internete düşüyor, çeken kimse çok güzel bir iş yaparak lalenin bulunduğu alanıda bilmeyerek belgeliyor. Laleyi mutlaka güzel olduğu için çekmiştir fakat asıl önemlisi bu lale türünün son yıllara kadar Dünyada kayıtlara girmediğiydi ve bunun gibi çok sayıda örnek Dersim'de mevcut.Yukardaki kayıtlara haklı olarak sevinen Dr.Herbert Sauerbier gibi yeni lale türü bulan Dersimli kardeşimiz neden bulduğu yeni türün envantere geçmesine sevinmesin. Bu çalışma bu gibi çok sayıda bitki örneğini kayıtlara geçirmekle beraber mahkemeler için doğamızın zenginliğine ek deliller sunacaktır.

Yapmak istediklerimizin ne kadarını başarabiliriz bilmiyoruz, Ekim ayında çok net bu sayfalarda muhasebesini tekrar yaparız. Yapılırsa bilgi ve belge açısından çok önemli olduğuna inanıyoruz, başaramazsakda hatalarımızı sorgulamaya devam ederiz.

Herkesin bilmesi gerekiyorki gerçekten bu yıl son şansımız, baharın gelmesiyle doğanın senfonisine tanık olacağız, sorulması gereken geçmiş yıllarda olduğu gibi seyircimi olacağız yoksa tanıkmı olacağız. Dersimliler olarak bu yılı nasıl geçireceğiz, zaten kısa bir süre sonra seçim atmosferi başlayacak, Avrupada başta olmak üzere her yerde geceler, etkinlikler olacak, daha sonra Munzur Festivali var. Kısacası bu yıl her zamanki gibimi geçecek yoksa Dersim'in acil sorunu barajlar deyip, kavga etmeden enerjimizin sadece çok küçük kısmını Dersim'e harcayabilirmiyiz diye uğraşacağız.

Mayıs ayında bir kaç günlüğünede olsa Dersimli kardeşlerimizi, doğa dostlarını sadece doğamız ve kültürümüz için bir arada görmek istiyoruz. Dersimlilere, doğa dostlarına sesleniyoruz, gelin doğamızın, kültürümüzün derinliklerine beraber yolculuk yapalım, sizlerden sedece bir mail bekliyoruz, ne olur bir defada olsa Dersim'deki Belediyelere, Dersim derneklerine, sivil toplum örgütlerine, doğa derneklerine sorun özelliklede Tunceli Üniversitesine sorun, bu çok basit önerileri hayata geçirmek çok mu zor?

Bizler ilke olarak sadece sorun var demeye şiddetle karşı çıkıyoruz. Ne kadar önümüzü kesip görmezden gelselerde, çözüm de var yeterki sesimizi duyun birlikte başaralım diyoruz. Bilinen öyküdeki (kral çıplak) küçük çoçuğun dediği gibi kimse kendini kandırmasın, DERSİM ÇIPLAK!  Şubat 2011

Geçen yıl bu yazıyı paylaşmamızın ardından her zamanki gibi beklediğimiz desteği göremedik. Gerçekten onlarca yıldır süre gelen, hep eleştiren fakat iş çözüme gelince, en ufak bir çabayı göstermeyen durumla ne yazıkki yine karşılaştık. Buna rağmen biz 2011 yılı içinde çok çaba sarfettik, Tunceli Üniversitesiyle Dersim florası üzerine epeyi mesafe katettik, sonuçları bu yıl sonunda çok net ortaya çıkacaktır. Bilimsel çalışmalar aylarımızı aldı, buna ek olarak Munzur Doğa Aktivistleri ve Bezuvar Edebiyat dergisiyle beraber doğamızı ve kültürümüzü koruma adına farklı dönemler içinde görsel çalışmalarla beraber, birde yarışma düzenledik. Dersimde tek, tekte olsa doğa dostlarının artması çok sevindirici, 2012 yılında çoğalan Dersimli doğa dostlarının çok önemli işler yapacağına eminiz. 2011 yılınında içinde bulunduğu ve genel olarak çalışmalarımızın bir bölümünü anlatan yazıyı aşağıdaki linkde bulabilirsiniz.

http://www.sosmunzur.com/calismalarimiz/news/calismalarimizdan-bir-kesit.html