Naziler komünistleri götürdüklerinde sustum. Çünkü ben komünist değildim.
Sendikacıları götürdüklerinde sustum. Ben sendikacı da değildim.
Sosyalistleri içeri aldıklarında sesimi çıkarmadım. Ben sosyalist değildim.
Yahudileri tutukladıklarında sustum. Çünkü ben yahudi değildim.
Beni götürdüklerinde, geride artık karşı çıkabilecek kimse kalmamıştı.
Bu sözler ünlü Alman Hiristiyan din adamı Martin Niemöller'e ait. Susarak kendini kurtarmaya çalışanları, kendi pratiğinden yola çıkarak ifade ediyor. Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek feryatlarını Türkiye sol muhalif güçlerden çok duydu. Kayıp anneleri yıllarca her cumartesi Beyoğlunda eylem yaparken, Kürt coğrafyası yerle bir edilirken, Aleviler asimle edilirken muhalifler baskı altındayken rahip Niemöller gibi olanlar hep sustular, 38 de yaşananlardan bugüne kadar Dersim için kılını bile kıpırdatmayanlar, barajlardan dolayı büyük felaketi bile görmezden geliyorlar.
Geleceğin savaşları temiz su kaynakları üzerine olacaktır, Anadolu coğrafyasının içilebilir temiz su kaynaklarına sahip Dersim coğrafyasında barajların etkileri görülmeye başlandı. Dersim coğrafyasında doğan ve Fırata karışan su kaynakları Basra körfezine kadar milyonlarca canlıya hayat veriyordu. Bu gün ise Uzunçayır barajı ile tutulan suyun şehir merkezine kadar olan baraj sınırı çok şeyi altüst etti.
Eskidende kanalizasyon sistemi yoktu fakat su aktığı için kirlilik ve pislik bu kadar göze batmıyordu, çünkü sonuçta su akıyordu bir türlü doğa kendini yeniliyordu. Şimdi ise suların kalitesi çok düştü, sürekli akıtılan atıklar ve iş işten geçtikten sonra yapılmaya başlanan kanalizasyon yamadan ibaret gibi olacak.
Dersimdeki su kaynaklarının barajlardan çok değerli olduğu biliniyor, yetkililer ellerine kağıt kalem alıp hesaplarlarsa daha net ortaya çıkacaktır. Uzunçayır barajının olduğu yerde, barajın yerine borularla Ankaraya su taşınması bile milyonlarca insanın en temel ihtiyaçlarını çözecektir. Bu öneri size komik gelebilir, planlama teşkilatındakiler 25 yıllık bir süre içinde getirisinin ne demek olduğunu çok iyi biliyorlar. Ne yazıkki karar vericilerin amacı enerjiden çok güvenlik gerekçeleri, bununda kabul edilir yanı kesinlikle yok.
Eskiden suyun aktığı bu yerlerde var olan balıklar baraj nedeniyle yok oldular. Nedeni ise basit su kirlendi, su durduğu yani akmadığı için suyun sıcaklığı arttı ve oksijen azaldı. Bize inanmıyorsanız Tunceli Üniversitesine veya başka bilim kurulların başvurun o zaman aradaki fark daha net ortaya çıkacaktır.Barajlardan dolayı tek sudaki canlılarmı yok oldu, hayır bitkiler, canlı türleri ve dinsel inanç alanları sular altında kaldı.
Bu şehrin kaydı özellikle barajlardan dolayı kaybettiklerimiz tutulmamış, geri kalan baraj projelerindeki alanlar içinde hiç çaba yok. Hadi canım ne var demeyin, Unutma beni çiçeğini görünceye kadar bizde sizin gibiydik.Çevreyle ilgilenmeye başladıktan sonraki yıllarda, Orta Kaya yakınlarındaki kahvelere uğrarken Unutma beni çiçeğini görürdük ve her zaman olduğu gibi ismi konusunda çıkan o güzel Alman efsanesini arkadaşlarımıza anlatmaya başlardık.
''Tanrı tüm çiçekleri adlandırdığında, adlandırılmamış ufak bir çiçek bağırır:
Unutma beni, Ey Tanrım!"
Tanrı yanıtlar
Bu senin adın olacak. ''
2010 yılında Dersime giderken barajın şokunu yaşayacağımızı biliyorduk ve öylede oldu. 2011 yılının Mayıs ayında yaptığımız yolculukta baraj alanında gezerken Orta Kayaya ve çevresine tekrar baktık her şey su altında kalıp yok olmuştu. Gole Çetu(Hızırın mekanı), balıklar ve çiçekler aramızdan ayrılmışlardı.Sanki çok uzaklardan Unutma beni çiçeğinin sesini duyar olduk
'' Rahip Martin Niemöller gibi davrandınız, BENİ UNUTTUNUZ'' diyordu.
