Dersim için, sürdürülebilir yaşam için, yeni bir yol açmalıyız. Sıfır İdeoloji, Sadece Dayanışma.

Korona virüsünden dolayı, yaşanılanların çok anormal olduğu, insanoğlunun her zamankinden daha fazla çaresizliğin içinde bulunduğu üzerine çok detaylı anlatımlara  gerek yok çünkü korku endişe her yerde aynı. İtalya, Çekya, Fransa, ABD gibi vs ülkeler, tıbbi malzemelerin çalındığı için, birbirlerini suçlama içindeler. Büyük devletler, kendilerini koruma adına, hırsızlıklarına binbir kılıf buldular. Marsı, uzayı keşfetme uğruna son teknolojiye sahip olanların, üretimi zor olmayan maske, tıbbi giysiler ve en önemlisi hastalığın son evrelerinde gerekli olan medikal ventilatörü üretememeleri, kapitalizmin ne olduğunu, insanın, doğanın, değer olarak nerde bulunduğunu çok net ortaya koydu.

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak demek çok klasik olacaktır, her kesimin kendini sorgulayacağı kesin, bu günler geçer ama nasıl bir gelecek olacağı bilinmiyor, tek düşünülen en az hasarla bu dönemi atlatmak. İleriki yıllarda, daha yıkıcı virüslerin olmasıda muhtemel, şu an görülen, gelecekte çoğu devletler, sağlığa, insan ve doğaya karşı daha duyarlı politikalar üretecekler.

Yaşanılan kötü günler içinde, Dersime dönelim diyoruz. Dersimde şu an neler oluyor, takip etmeye çalışıyoruz. Giriş, çıkışların kapatılması, yaşamın izole olması, hastalığın yayılmasını engelleme adına önemli. Bu zor günlerde, durumu iyi olmayanlar, yaşlı insanlarımız neler yapıyorlar diye düşünen ve bu vesileyle bir şeyler yapmaya çalışanların büyük bir çoğunluğu, ne yapacaklarını bilmiyorlar, çünkü Dersimlilerin, bu gibi durumlarda başvuracakları bir kurumunun olmadığı, bu vesileyle bir kez daha çok net ortaya çıktı, ne yazıkki bu çok acı bir durum.

Bir zamanlar Tunceli Eğitim ve Sağlık Vakfı vardı, halende var. 1957 yılında, ilk kurulduğundan itibaren, çok uzun bir dönem Haydar Özdemir ve arkadaşları tarafından Dersim sevgisi ortak değerinden yola çıkarak önemli işler yaptılar. Uzun yıllar sonra efsanevi kadro yerini genç nesillere bırakınca, zamanla vakfın ilk dönemlerindeki nitelikli çabaları duyulmaz oldu. Kendilerine bakılırsa burs verme ve mülk alma ağırlıklı olarak yollarına devam ediyorlar. İstanbulda memleketten uzak, rutin vakıf faliyetlerine devam ediyorlar, her ne kadar Dersimde devasa öğrenci yurdu yapsalarda, bu kötü günlerde vakıf nerde diye sormadan edemiyoruz. Vakfın ulaşabildiği çok geniş çevresi ve gücü var, 1957 yılında Ceride-i Dersimi çıkaran, onlarca yıl, Dersim için çırpınan o güzel insanların izinden nasıl gittiklerini, vicdanları kabul ediyorsa, bizimde diyeceğimiz fazlaca bir şey yok.

Ceride-i Dersim,in 13.02.1958 yılındaki sayısında, derneğin yaptığı geceye katılanların,  Aşık Veysel,le çektikleri resim.

Dersimlilerin, Dersim sınırlarındaki Elazığ ve Erzincandan başlayarak, Amerika kıtasındaki Kanadaya, ordan Avustralyaya kadar bütün dünya coğrafyasına kadar yayılmaları ve Dersimli derneklerde bir araya gelmeleri, kimine göre dünyanın en büyük hemşehri örgütlenmesi olarak görülebilir. İstanbulda onlarca Dersim derneğinin olması, Avrupada üçyüzbinin üzerinde Dersimlinin yaşamasından, Dünyanın bütün coğrafyalarına dağılmış Dersimlilerden, memleketleri için birşeyler yapmalarını bekleyenler çok haklılar. Yurtdışındakiler kadar, ülkedeki ve hatta Dersimdeki insanlarında dayanışma içinde olmalarıyla bu günleri geride bırakabiliriz.

Dayanışma içinde olacaklar, kime yapacaklar bu yardımları, nasıl yapacaklar. Tek, tek bireyler, ilk günden beri kimsenin haberi olmadan zaten yapıyorlar, bazılarıda reklam amaçlı olabiliyor, bunlarda her zaman olduğu gibi, kendilerini allayıp, pullayıp anlatanları zaten buluyorlar. Bazı dernekler, siyasi partiler ve bir kaç kişinin organize ettiği çabalarında olduğu deklare edildi.

Aslında dayanışma adına bir kıpırdama var ve görünen, kendi derneğim, kendi kasabam, kendi tanıdığım insanlar etrafında yoğunlaşılıyor, daha geniş birlikteliği kapsayan bir çalışma ne yazıkki yok, olmasıda mümkün değil. Onlarca yıldır yapılan yardımların nereye gittiği, hangi kurumun şeffaf olarak ortaya bir şeyler sunduğuyla ilgili somut bir örnek ne yazıkki Dersimlilerin önünde yok.

2016 yılında gurbetteki Dersimli işadamlarının, Dersimspora yüzbin euro değerinde hediye ettikleri otobüsün daha sonra kulüp tarafından satılması olayı vardı. Almanyada, Dersimli bir avuç iş insanının memleketleri için bir şeyler yapmaya çalışmasının böyle kötü örnekle sonuçlanmasında, Dersimde, Dersim için bir kurumun olmamasının büyük etkisi var.

Dersimli iş insanlarının önünde iki seçenek olsaydı, biri Dersimspor için otobüs diğeri ise 7000 tane yiyecek paketi. İki haftada bir, her seferinde 1200 paket olmak üzere ikibuçuk ayda Dersim merkez ve kazalarda dağıtılması. İnanıyoruzki vicdanı olan herkesin, binlerce aileye direkt dokunacak, kumanya vs. somut işler için destek vereceklerdir. İlla iş insanı olmayada gerek yok, yeterki Dersimde güven verecek bir kurum olsun, küçük dayanışmalarlada binlerce aileye kumanya ile küçük maddi desteklerde bulunabilir ve sürdürülebilir yaşam için başlangıç yapabiliriz.

Aşağıdaki gibi, bazı firmaların erzak paketlerine baktığımızda, dayanışma adına durumu kötü olanların dışında, büyük bir çoğunluğun birer paket veya farklı bir dayanışma içinde olmalarıda pekala mümkün.  Birde Dersimde bu iş organize edilir ise, yani toptancılardan alınır orda paketlenip kutulara konulursa, çok daha ucuza mal edilir. Hatta Mersin, Adana gibi yerlerden, portakal ve limon gibi ürünlerde getirilir paketlere konulabilir.

Sanatçı Haluk Leventin büyük katkısı olan ahbab derneği gibi çok güzel bir örnek önümüzde duruyor. Gerçekten zor değil, Dersim merkezde bir gurup insan bir araya gelip, insan ve doğa eksenli tamamıyla şeffaf bir yapı içinde, insanların yaşamlarına dokunacak, doğayla barışık projeler üretebilirler. Ahbab derneği iyi bir örnek, dayanışmanın çok farklı benzerleride internette mevcut.

Dersim için, sürdürülebilir yaşam için, yeni bir yol açmalıyız. Bize göre Dersimlilerin büyük çoğunluğunun destek verecekleri bir kurumda, iki önemli konu var.

Birincisi, öncelikli olarak Dersim merkezde bir kurumun olmaması, eğer Dersimde, sağduyulu, akil insanlar, sıfır ideoloji, sadece dayanışma ilkesi etrafında bir araya gelirlerse, önümüzde duran ve gelecekte olabilecek zor zamanları bir nebzede olsa geride bırakabiliriz. Sıfır ideoloji dediğimiz için, şimdi bize kızanlar olacağını biliyoruz, Dersim için bir şeyler olacak ama sıfır ideoloji nasıl olacak. Bal gibi olur, dayanışma içinde olduğumuz insanların, köyü, aşireti, kasabası, dünyaya nerden baktığı bizi ilgilendirmiyor, rıza şehrinin insanlarıyla dayanışma, bütün ideolojilerden çok daha önemli ve bizi bir araya getirmedeki en önemli motivasyon olduğuna inanıyoruz.

İkincisi, bu kurum oluşturulursa, her şeyiyle şeffaf olmalı, kamuoyuna, dayanışma içinde olanlara bilgi verme yolu her zaman için ulaşılabilir olmalı.

Dersim merkezde, iki basit temel etrafında bir yapıya gitmek zor olmamalı, vicdanlı insanların Dersimde olduğunu biliyoruz, Dersim insanı ve doğası üzerine bir oluşum olmadığı sürece, Dersim dışındaki bireysel katkılarla sadece günü kurtarabiliriz. Bu işin bir sürdürülebilirliği, kurumsal yapısı olmalıki, anlık kararlardan uzun vadeli olan, somut işler yapabilen yapılar oluşsun.