Vay Halimizeki, Vay Halimize, İliç Dersim Arası Ne Kadar!

Dersimin çevre sorunları dur durak bilmiyor, sorunlar şu an öyle bir noktadaki, durum hiçde iyi değil umutda çok uzaklarda. Dersimde barajlar, HES’ler, maden aramaları, taş ocakları gibi doğaya zarar verecek vs. projelerle çok büyük yıkımlar gerçeklerştirildi. Yıkım gerçekten çok büyük, bunun en büyük nedenlerinden biride ne yazıkki kendi insanlarımız, yani büyük çoğunluğundan dolayı halkımız. Ne yazıkki çevre mücadelesinde halkımız yeterince müdahil olamadı.

İliç’teki maden işletmesinin etkileri artık Dersim’de. Bu öyle bir belaki ne barajlara nede diğer yıkım projelerine benziyor, tam anlamıyla felaket. Şimdi İliç’te, nerden çıktı diyenler olabilir, diğer çevre sorunlarını görmezden gelenler, populizm adına günü kurtaranlar İliç’in getireceği felaketi hep ötelediler ama buraya kadar.

İliç’tekileri ikna etmek için firma, bölgenin ileri gelenlerini Amerika’ya götürüp, madenleri doğaya zarar vermeden çıkaracağız kandırmacılarıyla ikna edip 2010 yılında katliama başladılar. Yani İliç olayı dün olmadı, onbir yıldır bu işletme faliyette ve Dersimlilerde bunu biliyorlardı. Madenin etkileri ortaya çıkınca, İliçtekiler durumu anladılar ama ortada vahim ve geriye dönüşü olmayan, doğanın katliamıyla yüzyüze geldiler. Şimdi ise firmanın, maden sahalarını genişletmeside işin başka yönü, bu yüzden son dönemlerde Ovacık köylüleri dinamit sesleri duyuyorlar. Dersimliler ne yapıyorlar, kendi kendilerine bilgi verir gibi basın toplantısı yaparak günü kurtarmanın peşindeler.

İliç’te Sedat Cezayirlioğlu ve arkadaşları büyük felaketi sürekli gümdeme getiriyorlar. İliç’teki maden sahasındaki, havuzda biriken öldürücü kimyasallar, evaportörlerle havaya karıştırılıyor. 20 Şubat tarihinde Sedat Cezayirlioğlu’nun verdiği bilgiden anlıyoruzki maden firması yasal izinleri olmadan evaportörü kullanmaya başlamışlar ama savcıları göreve çağırmalarıyla şimdilik ölüm makinaları durdurulmuş.

Evaportörlerle zehiri Dersim’in, Elazığ’ın, Sivas’ın, Malatya’nın yani Anadolu’nun üzerine gönderecekler. İliç’teki maden işletmesinin  Erzincan merkeze uzaklığı 85 km., Elazığ merkeze 98 km., Malatya merkeze 120 km. ve Sivas merkeze 135 km. Dersim il sınırına uzaklığı ise 22km., Ovacık merkezine 56km., Dersim’deki basın açıklamalarının genellikle yapıldığı sanat sokağına uzaklığı 92 km., Munzur gözelerine uzaklığı 44 km.

Munzur nehrinin kaynağı Munzur dağları olduğuna göre, Maden işletmeside sıfır noktada çünkü Munzur sıradağlarının üstünde ve yer altı yer üstü tüm Fırat kaynakları için ölümcül tehlikede bulunuyor. Sedat Cezayirlioğlu’nun açıklamalarında anlıyoruzki Fıratın diğer bir kolu olan Karasuya sadece ve sadece 350 m. uzaklıkta olmasının etkilerini hangi üniversite, hangi bilim insanı araştıracak. Sedat Cezayirlioğlu ve arkadaşları İliç için boşuna ikinci Çernobil demiyorlar.

Dersim’li doğa savunucuları, körler sağılar, birbirini ağırlamakla meşguller. İliç’teki maden sahasındaki havuzda, evaportörlerle zehirli maddeleri havaya verdiklerinde, Ovacık ve Dersim merkeze ulaşması çok kısa zaman diliminde olacaktır. Çok basit iki örnek verelim, Etna yanardağındaki patlamalardan havaya karışan kül ve kükürdioksit Adana’ya kadar geldi. Etna yanardağı nere Adana nere diyenleri zaten işin uzmanları 7 Mart günü bilgilendirdiler. Peki Etna yanardağı ile Adana arasındaki mesafe ne kadar derseniz, 1794 km. olarak google map veriyor. İliç’teki maden işletmesinin Dersim’e uzaklığı 22 km. Etna yanardağının Adana’ya uzaklığı 1794 km. İliç, Dersimlilerin yaşamı olan, nefesini aldığı Munzur dağlarında, Etna ise Adana’ya Dünya’nın bir ucu kadar uzak.

Hava yoluyla binlerce kilometreden, maddeler çok kısa sürede taşınıp Adana’ya ulaşıyorsa, İliç’i çok ama çok dikkate almalıyız, tekrar işin uzmanlarına bakalım.

Sahra çöllerinden kalkan toz bulutlarının, İspanya üzerinden kutuplara çıkıp ordanda aşağı inerek, Doğu Avrupa üzerinden, kuzeyden Türkiye geleceğini, konunun uzmanlarının belirtmesini dikkate almalıyız. Sahradaki tozların, Türkiye’ye varması için katettiği yol en az 6898 km. İliç ise Dersim’e 22 km. uzaklıkta daha ne diyelim.

Bazen çöl tozları Dersim’ede geliyor aynı İliç’in tüm Fırat  havzasını etkilediği gibi. Dünyaları kurtarmamıza gerek yok, Dersim’deki meteoroloji müdürlüğünede sorarak  havanın bu maddeleri ne kadar uzaklara taşıdığını öğrenebilirsiniz.

Hatırlıyanınız varmı, bir zamanlar Cevizlidere’deki maden cevherini işletmek isteyen firmanın halkla ilişkiler müdürünün 2012 yılında Dersim’de bir gazeteye verdiği demeçte, yapacaklarını allayıp pullayıp anlatmıştı.

Bölgedede epeyi çalıştılar ama o dönemde başaramadılar şimdilik beklemedeler, halkımız zannettiki bu iş bitti. Milyar dolarlardan bahsedenler bu kadar pes etmeyeceklerini bilmemiz gerekirdi ve örgütlenip çok çalışmalıydık. Malesef geçmişte yapılan iki yürüyüş ve basın açıklamalarıyla gündem unutuldu.

İliç tamda bu dönemlerde gündemdeydi, yani bilmeyenimiz yoktu ama sahte gündemler, ben yaptımlarla yılları heba ettik. Partiler, belediye başkanları, milletvekilleri, sivil toplum örgütleri ve her zamanki gibi halkımız, İliç’te neler oluyoru malesef sormadıkları için bu günlere geldik. Halende büyük çoğunluğa göre İliç diye bir sorun yok.

İliç’teki maden ayrıştırmalarının başlangıcında şu anki belediye başkanı Mustafa Sarıgül başkandı sonra Maçoğlu geldi ardından tekrar Sarıgül. Her iki başkana sorun doğayı koruma adına destanlar anlatacak kadar bilgi vereceklerdir.

Maçoğlu için bazı örnekler verelim, 2019 yılının Ağustos ayında Kaz Dağlarına giderek dayanışma içinde bulundu. 2020 yılında Pülümür’de yaban keçilerini vurmaya geleceklere karşı nöbetteyim mesajı gibi vs. suya sabuna dokunmayan çabalarla basının gündemindeydi ama Ovacık belediye başkanıyken iki adımlık mesafedeki  Havaçor deresindeki katliam yerine ve İliç gibi çok tehlikeli maden sahasına gidipte neler oluyor diye soramadı.

Bir diğer başkan Mustafa Sarıgül’de farklı değil, Türkiye’nin batısında, güneyinde o kadar çok belediye başkanı ziyaret ettiki, yaptıklarına bakınca İliç’e bu kadar yabancı biri olamaz dedirtiyor. Kendiside söylüyor halkımız sorgulamaz, bu yüzden kimse gidipde İliç’te neler oluyor bize etkisi ne demediği için gezdikçe geziyor ne için bir kaç hibe araç için. Bir kaç yıl sonra topraklarımız zehirlendiğinde sen ne yaptın diye sorsalar, hibe araç için binlerce km. yapıp gitmediğim belediye kalmadı diyecektir.

Sonu gelmeyen bu gezmeleri en başta milletvekili Polat Şaroğlu’na sormak gerekiyor, anlaşılan belediye başkanlarını büyükşehir başkanlarına götürme görevi kendisinde.

Ovacığın arkası İliç ve en büyük felaketin nefesi Dersim’in ensesindeyken gezi turlarından bir türlü kendinizi alamadınız. İyi parti gibi sağ kökenli bir parti bile defalarca İliç’te mücadele edenleri yerinde ziyaret ederek gündemlerine almışken sol, sosyalist geçinenlerin tutarsızlıklarını görünce vay halimizeki, vay halimize.

Milletvekillerine sorsanız çok büyük işler yaptıklarını ve habire soru önergeleri verdiklerini söyleyeceklerdir. Burda bir parantezde soru önergeleri kandırmacasına ayıralım, hangi Milletvekili soru önergesiyle bir iş başarmış bunu açıklasınlar özellikle son yıllarda Dersim medyasında vekiller önerge verdi şişirmeleriyle kamuoyunda yeterince algı yarattılar, yeter artık biraz iş yapın.

Polat Şaroğlu’na diyeceğimiz kapı, kapı başkanları sağa sola götüreceğinize veya Maçoğlu gibi Pülümür’de yaban keçilerinin vurmaya gelenlere karşı göstermelik ziyaret yapacağınıza bi zahmet İliç’e gidip biraz bilgi alın. Hiç bir şey yapamıyorsanız Ordu Milletvekiliniz Mustafa Adıgüzel’e siyanürle altın ayrıştırmasının etkilerini bir telefon açarak sorun.

Belediye başkanları, Miletvekilleri bu kadar vurdum duymazdılarda, Avukatlar, basın ve diğer sivil toplum örgütleri çokmu duyarlılardı. Özellikle Baro başkanı Kenan Çetin’e sormak gerekiyor. Maçoğlu’yla beraber bin km. üzerinde yol katederek Kaz Dağlarına giderek dayanışma içinde bulundunuz, iki adımlık İliç’e gidip bu kadar vahim durumu kamuoyuna aktarmak sizinde sorumluluğunuzda.

İliç sonun başlangıcı, gündemi sürekli meşgul edenler hiç olmazsa bir kere bir şeyler yapsınlar. Sedat Cezayirlioğlu ve arkadaşları maden işletmesinin etkilerini kamuoyuna gerçekten çok detaylı anlattılar, mücadeleyede devam ediyorlar. Girin google, hiç olmadık bilgileri görürsünüz, bundan öteside olmaz dersiniz.

Ordu Çevre Derneğinin, Ordu’daki maden çıkarmalarıyla ilgili hazırladıkları görsel bile insanı dehşete düşürürken, Dersimlilerin vurdum duymazlıkları, İliç’le ilgili hiç bir planlarının olmamaları kesinlikle kabul edilemez.

18.04.2021