Alın Size, Endemik Munzur Alası.

Ters laleden Munzur Alasına iki örnek önümüzde duruyor, Dersim’de her zaman olduğu gibi çevreyle ilgili öyle algılar yaratılıyorki, gerçek ne, doğru ne, diye sorgulamadan, önümüze konulanın peşine düşmeyi adet haline getirmişiz. Bunda Dersim’deki bazı medya çalışanlarınında payı olduğunu ne yazıkki söylemek zorundayız. Ovacık’ı o kadar şişirdilerki, Ovacık sayelerinde, nerdeyse dünya turizm rekorunu kıracaktı. Ovacık’ın en büyük sorunlarından biri, arıtma sisteminin olmamasından dolayı, atıkların Munzur suyuna karışmasıyla oluşan kirlilik. Bırakın onbinlerce insanı, Ovacık’a gelen tek bir kişinin bile bıraktığı atıklar başta Munzur vadisi olmak üzere ekolojik yapıya, zararı olduğu, çok net ortada.

Suyun kirlenmesiyle oluşan tehlike, su canlılarını tehdit ediyor, en baştada dünyada sadece Dersim’de bulunun Munzur alasını. O kadar çokça bahsedilen ters laleci, çevreci, geçinenler neredesiniz, alın size endemik ve dünyada sadece Dersim’de bulunan çok özel bir tür. Munzur alası, bilimsel adıyla salmo munzuricus.

Salmo munzuricus türü 2017 yılında, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinden, Prof.Dr. Davut Turan, Arş.Gör. Cüneyt Kaya  ve dünyanın en iyi balık sistematikçilerinden Dr. Maurice Kottelat tarafından bilim dünyasına tanıtıldı. Acil olarak koruma altına alınması için yetkililerin harekete geçmesi gerekiyor. Özellikle gazetecilerin mutlaka sorgulaması gereken bir haber, çünkü biraz araştırıldığında dünyada sadece Dersim’de, Ovacık civarlarında olan çok özel bir türün, bilinmeden nasılda yok edilirin, izleri görülecektir.

Salmo munzuricus,a gelmeden önce, kendimizden bahsedelim, bundan on yıl önce SosMunzur olarak Tunceli Üniversitesi rektörüne mektuplar başlığı altında, kamuoyunda deklare ettiğimiz görüşler içinde, Dersim’deki nehirler ve derelerdeki canlı türlerinin envanteriyle ilgili çalışmaları konusunda bilgilerine başvurmuştuk.

O zamanki yazımızın içeriğinden küçük bir kesit şöyleydi ‘’ Artık kırmızı benekli alabalığın bilimsel ismini öğrenmek, nehirlerdeki balık türlerinin dışında yengeç, kaplumbağa, kurbağa, su yılanı, su bitkileri vs. canlıları kayıt altına alma zamanının geldiğini bilmek zorundayız çünkü Uzunçayır baraj alanı boyunca daha önce akan suyun yaşam ortamında hayat bulan çok sayıda tür yok oldu. Bu süreç son bir yılda yaşandı, acaba Üniversite baraj alanındaki bu tehlikeleri görüpte geçmişte bir çalışma yaptımı diyede sormak istiyoruz.’’ 28.06.2010

Daha sonra, Rektör Durmuş Boztuğ’un kamuoyuna verdiği bilgilerde, nehirlerimizdeki alabalığın, Türkiye’nin diğer bölgelerinde bulunan salmo trutta macrostigma olduğu belirtilmişti. Üniversitenin çıkardığı bütün makalelerde, üniversitedeki akademisyenler, Munzur alasınında, salmo trutta macrostigma olduğunu belirttiler.

Bizde üniversitenin ve akademisyenlerin yapmış olduğumuz çağrıya verdikleri açıklamalarına güvendik, keşke biraz gücümüz ve enerjimiz daha olsaydıda, Üniversiteyle yaptığımız flora çalışmasını, sularımızdaki canlı türleri üzerinede yapsaydık, belkide yok olan veya kayıtlara girmemiş yeni türleri literatüre kazandırırdık.

O zamanlar anlıyamadığımız bir durum vardı, oda göstermelik araştırmaların dışında, gerçekten bilimsel anlamda bizleri tatmin edecek çalışmaların olmadığıydı. Bilimde üretmenin karşılığı sağlam bilimsel makalelerden geçtiğinden ve Dersim‘deki sularda yapılan çalışmaların yetersizliği bizi hep sorgulamaya götürdü. Bunu defalarca sözlü olarakda belirttik, hatta bundan üç yıl önce su ürünlerinden bir hocaya, Marçik bölgesinde çocukların yakaladığı yengeç resmini yollayarak, bunun ildeki envanterde olmadığını kayıt etmeleri için bölgeye gitmelerini rica ettik. Çocuklar bile bu kadar rahat yakalayabiliyorsa bilim insanları çok basit kayıt ederler dedik ama kayıt yapamadılar.

2012 yılının Mayıs ayında Munzur nehrine beşbin, Ekim ayında otuzbeşbin ve 2013 yılının Ağustos ayında yetmişbeşbin yani toplamda 115 bin alabalık yavrusu bırakıldı. Bu kadar kısa bir süre içinde Munzur nehrinin ekosistemini değiştirecek balıkların bırakılmasıyla ilgili kim nasıl bir işbirliği içinde oldu bilmiyoruz.

Munzur nehrine bırakılan alabalıkların, hangi tür olduğunu en iyi bölgede anaç balıkları toplayan ve Maçkada çoğaltılmasını sağlayan yetkililer biliyordur. Bakanlığa bağlı kurumun 11 Kasım 2012 tarihinde kendi web sayfalarında yaptıkları açıklamalarında bu türün Türkiye’de çok yaygın olan ‚doğal dere alabalığı‚ olduğu belirtiliyor.

Burdaki sorun, 2012 yılında balıklar Munzur nehrine bırakılıyor, 2017 yılının Ağustos ayında ise Munzur alası denilen salmo munzuricus bilim dünyasına yeni bir tür olarak tanıtılıyor. Munzur alası bilinmeden, yani daha bilim insanları tarafından teşhis edilmeden, beş yıl önce, Türkiye’de çok yaygın olan, doğal dere alabalığı ne yazıkki Munzur nehrine bırakılıyor, bu kadar büyük bir yanlışın cevabını verecek varmıdır bilmiyoruz.

Dersim’deki, Doğa koruma ve Milli Parklardaki yetkililerin, bu yanlışta bilgileri olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. 2014 yılında yapılan, Dersim için hayati önemdeki, “ULUSAL BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK ENVANTER VE İZLEME PROJESİ“ çalışmasında, Doğa koruma ve Milli Parklardaki çalışanların, olağanüstü özverileri sayesinde çok sayıda yeni tür kayıtlara girdi, bu çalışmaların yakın tanığıyız ve duyarlılıklarını çok net gördük. Genel olarakda doğayı korumadaki yaptıkları, başka illerdeki kurumlarla kıyaslanmayacak kadarda fazla.

Burdaki asıl sorun Üniversitenin su ürünlerindeki akademisyenlerin, uzun yıllar önce bu türü teşhis edemeyip bilim dünyasına kazandırmamaları. Kaldıki su ürünleri kadro açısından çok sayıda akademisyende barındırıyordu. Bize göre büyük suçlu bu balıkların planlamasını kimin neye göre yaptığıdır, bunun ortaya çıkmasıda kamuoyunun çevreye verdiği değerle olacaktır.

Doğal dere alabalığını, Maçka’da çoğaltıp, Munzur nehrine bırakanlar, büyük bir sorumsuzlukla, nehrin ekosistemine telafisi zor darbe vurdular. Munzur alasını bilim dünyasına kazandıran akademisyenlerden Sayın.Cüneyt Kaya, bu olayı şöyle dile getiriyor, “Buda şu demek oluyor, büyük ihtimalle ve maalesef birileri veya bir kurum, balıklandırma adı altında bir tahribata daha imza atmış. Munzur alasının doğal habitatına aynı cinse ait yabancı bir tür daha getirilmiş.“ Munzur üniversitesinin bir an önce Munzur alasıyla ilgili çalışma yapıp, geleceğe dönük planlamalara başlaması gerekiyor. Bu tek Üniversitenin değil, Valilik başta olmak üzere yetkili kurumların acil olarak çözmesi gereken bir durum.

Munzur gözelerinde çok sık rastlanan manzaralardan biride alttaki resim. Bulaşık deterjanları ve diğer atıklar direkt suya karıştığından, çok yakın mesafede bulunan endemik munzur alası ve diğer su canlıları için büyük tehlike oluşturuyorlar. Munzur gözelerinin suyu, yapılan testlerde Türkiye’nin en kaliteli suyu seçildi, munzur alasının populasyonunun buraya yakın olması ve gözelerin kutsallığından dolayı her türlü insan baskısından ve yapılaşmadan mutlaka arındırılmalı.

Şimdi biz derdimizi kime anlatalımda, gelipde sularımızdaki canlı türlerini kayıt etsinler, doğamızı korumada bilim insanı gibi davransınlar. Prof.Dr. Davut Turan, Arş.Gör. Cüneyt Kaya  ve Dr. Maurice Kottelat’e ne kadar teşekkür etsek azdır, uzaklardan gelip binbir zahmetle munzur alasını literatüre kazandırdılar.

iki adımlık mesafedeki Tunceli Üniversitesi Rektörüne, on yıl önce başvuruyoruz, sulardaki canlı türleriyle ilgili çalışma yapmaları için verdikleri cevapla ve ortaya çıkan sonuçla tamamıyla çelişiyorlar. On yıl önce bu türü teşhis etmiş olsalardı, sonraki yıllarda Munzur nehrine bırakılan 115 bin Doğal dere alabalığından kaynaklanan çok büyük sorumsuzluk yaşanmayacaktı. Buda yetmezmiş gibi yıllar sonra tekrar kendilerine başvuruyoruz, bakın çocuklar bile yakalamış yengeçi, gelin kaydedin diye, yine ses yok. Çocuk dedikde, çocuk oyunlarında, çocuklar arkadaşlarına derler ya ‚elma dersem çık, armut dersem çıkma‘ diye. Bizde, herhalde sonsuza kadar çağrı yapsak, bilim adına yola çıktıklarını söyleyenler, sularımızdaki ekosistemle ilgili yemin etmişlercesine ,bir türlü ortaya çıkmayacaklar.

Munzur alası dünyada sadece Dersim‘de bulunuyor ve şimdiye kadar Munzur nehrine bırakılan, 115 bin doğal dere alabalığı yavrusundan kaynaklı Munzur ekosistemine  etkilerinin peşine düşüp kamuoyunu bilgilendirmek bizim kadar sizin ve çevrecilerin görevi olduğunu düşünüyoruz.

Son olarak basın ile çevrecilere şunu demek istiyoruz, ters lale ve Türkiye‘nin bütün coğrafyasında bulunan türleri o kadar şişirip, endemikler gitti, gidiyor, algıları yarattınızki, yanlıştan yola çıkarak çok büyük kamuoyu oluşturdunuz. Basın olarak sizler ve mecliste soru önergesi verme rekoru peşinde koşan Sayın Şaroğlu bir zahmet bu işi biraz araştırın.

Bu yazının bütünlüğü içinde çok abartılan, ters lale nediride ifade etmek istedik, iki türü anlamadan gerçek değerlerinin, ortaya çıkamayacağını özellikle belirtmek istiyoruz.

http://www.sosmunzur.com/ters-lalemi-dediniz/

01.01.2020